ulasimin-gelecegini-sekillendiren-teknoloji-akimlari

Ulaşımın geleceğini şekillendiren teknoloji akımları

09.06.2016

Otomotiv endüstrisi büyük bir dönüşüm sürecine girdi. Yalnızca fosil yakıtların değil, artık sürücülerin de otomobillerin geleceğinde yeri yok.
Teknoloji ve otomotiv firmaları, elektrikli ve sürücüsüz otomobiller geliştirmek için işbirlikleri yaparken, otomotiv üreticileri bir yandan da araç paylaşım girişimleri ile geleceğin ulaşım alışkanlıklarını bugünden şekillendirmeye çalışıyor.

Dünyanın en ünlü elektrikli otomobil üreticisi Tesla’nın en yeni otomobili Model 3’ün tarihteki en büyük ön sipariş sayısına ulaşması şüphesiz otomotiv sektöründe yerinden oynayan taşların en güncel kanıtı niteliğinde. Elon Musk’ın otomobili duyurmasının üzerinden geçen birkaç günde, 400,000 kişi 2018’de satın alabilecekleri otomobil için 1000 dolar kapora ödedi. Tesla ön siparişlerden 400 milyon dolar gelir elde ederken; kayıtlar firmanın ön sipariş edilen Model 3 satışlarından 15 milyar dolar kazanacağını gösteriyor.

Sürücüsüz, elektrikli ve paylaşılan otomobil

Otomobil ulaşımının gelecekte bugünkünden çok daha farklı olacağı artık aşikâr. Günümüz ulaşım alışkanlıklarının ortaya çıkardığı yüksek emisyonları ve insan hataları sebepli trafik kazalarını bitirmeyi amaçlayan üç teknoloji trendi ise dönüşümün en büyük ateşleyicileri.

Geride kalan 10 yıllık süreçte gelişen ve meyvelerini vermeye başlayan üç teknolojik trendin sonuçlarını şöyle listeyebiliriz:

• Tesla elektrikli otomobillerin sürüş performansı, güvenlik ve konfor açısından fosil yakıtlı otomobillerden daha üstün olabileceğini kanıtladı.

• Araç paylaşım servisleri milyarlarca kilometre ulaşıma aracılık etti ve sahipliği otomobil deneyiminin negatif bir yanı olarak kabul ettirmeye başladı.

• Sürücüsüz otomobillerin konfor ve güvenlik alanında sunabilecekleri herkesin hayal gücünü zorluyor. Bunun yanı sıra halihazırda otomobil kullanamayan fiziksel engelli kişilerin de herhangi bir kişinin desteği olmadan güvenle yola çıkabilmesini sağlayabileceği düşünülüyor.

Bu üç teknoloji akımı birbirlerini etkiliyor ve şaşırtıcı derece yoğun bir yakınsama örneği ortaya koyuyor. Ortaya çıkan yeni girişimler gelecekte söz sahibi olmalarını sağlayacak teknolojiler geliştirirken, geleneksel otomobil üreticileri bu alana milyarlarca dolar yatırım yapıyor. Dahası, Tesla, Uber, Apple ve Google gibi dünyanın en dinamik ve en başarılı teknoloji firmalarından bazıları dönüşüme liderlik ediyor.

Batarya teknolojileri elektrikli otomobillerin benimsenmesinde kritik rol oynuyor. Bu alandaki ana odak bataryaların maliyetlerini düşürürken, verimliliklerini yükseltmek veya en azından halihazırdaki kullanım alışkanlarını karşılayabilecek seviyede tutmak. Lityum-iyon depolamanın kilowatt maliyeti 2008 yılında 1000 dolarken, günümüzde 200 dolar seviyesine kadar düşürüldü. Türkiye’den Enwair gibi girişimler ve Derindere Motorlu Araçlar gibi firmalar yenilikçi batarya teknolojilerine imza atarken, önümüzdeki yıllarda 200 dolarlık maliyetin 100 doların da altına düşürülmesi amaçlanıyor. Küresel batarya kapasitesini artırmak için bu alana çok büyük yatırımların yapılmasına ihtiyaç duyulurken, halihazırda gerçekleştirilen on milyarlarca yatırım yalnızca başlangıcı finanse ediyor.

Araç paylaşım akımı ulaşımın geleceğine yepyeni bir vizyon kazandırdı. Bu alanda uygulanan iş modelleri, geleneksel otomobil sahipliği kavramının ve kullanım alışkanlıklarının getirdiği –bir otomobilin günde 22 saat kullanılmaması gibi-  verimsizlikleri gözler önüne seriyor. Öte yandan Uber, Lyft, BlaBlaCar, Didi, Ola ve diğerleri yollardaki araç sayısını düşürerek, hem trafik sıkışıklığını hem de karbon salınımını düşürerek büyük yarar sağlıyor.

Otomasyon şüphesiz otomotiv alanında yaşanan en bilim-kurgusal gelişme. Hollywood bize uçan otomobiller vaat etmiş olsa da, sürücüsüz otomobiller en az onlar kadar heyecan verici ve en iyisi de halihazırda gerçekler! Sürücüsüz otomobiller alanındaki en büyük soru işaretleri yerel regülasyonlar ve teknolojik altyapı konularında ortaya çıkıyor.

Kaza yapmaya insanlardan daha az yatkın olan sürücüsüz otomobiller, yollarda yaşanan trafik katliamlarının önüne geçebilir. Yalnızca geçtiğimiz yıl trafik kazaları nedeniyle yaşamını yitiren insanların sayısı 1 milyondan fazlayken, direksiyonu daha usta sürücülere, yani yapay zekalara bırakmanın gerekliliğini tartışmak yersiz görünüyor. Öte yandan, günümüzde yolculuk ederek “harcadığımız” zamanı, gelecekte istediğimiz aktiviteyi yaparak değerlendirebilecek olmamız, ekonomik gelişim ve verimlilik açısından da ilerlemenin sinyallerini veriyor.

Son olarak, bu teknolojik ilerlemelerin en büyük kazancı olarak çevreye yapacağı pozitif etkiler gösterilebilir. Elektrikli araçlar ile sağlanan sürdürülebilir ulaşım küresel karbon emisyonunda dramatik düşüşler sağlayacak.

Bloomberg verilerine göre, geçtiğimiz yıl rüzgar ve güneş panellerine 300 milyar dolar yatırım yapıldı. Bu istatikstik, yenilenebilir enerjiyi dünyanın en büyük yatırım alanlarının zirvesine oturtuyor ve çok yakında batarya teknolojilerinde büyük bir sıçramanın yaşanacağına işaret ediyor.

Dünyanın dört bir yanından irili ufaklı sayısız firma büyük değişimin getirdiği fırsatlara ulaşmak için çalışırken, rotasını bu yöne çevirmeyenleri ise kömür ve şeffaflıktan uzak otomobil üreticilerinin günümüzde yaşadıklarından bile daha zor zamanlar bekliyor.

Melek Yatırım Platformu