turkiye-de-silikon-vadisi-kurmaya-calismali-miyiz

Türkiye’de Silikon Vadisi kurmaya çalışmalı mıyız?

02.03.2016

Silikon Vadisi yarım asırdır inovasyon ve teknoloji yatırımı alanlarının süper gücü konumunda. Henüz hiçbir ülkeden vadiye meydan okuyacak bir oluşum çıkmamış olsa da, küresel yatırım manzarası değişiyor. Devreye giren yeni faktörler, süper gücün teknoloji yatırımları alanındaki tekelini elinden alarak, halihazırda onunla boy ölçüşemeyen rakiplerini güçlendiriyor.

İsrail ile Türkiye arasındaki politik ve kültürel sentetik ayrışmalar sebebiyle, dünyanın en iyi girişimcilik ülkesini örnek almıyoruz. Bu nedenle elimizde kalan tek örnek, ABD ve dolayısıyla da Silikon Vadisi oluyor. Peki, Türkiye’de Silikon Vadisi benzeri bir oluşum kurmak mümkün mü?

Geleceğin Endüstrileri isimli kitabın yazarı Alec Ross’a göre, “Artık çok geç.” ve gelişmekte olan ülkeler kendi Silikon Vadi’lerini kurmaya çalışmamalılar. Silikon Vadisi, internet girişimleri kurmak için ideal ortamı bundan 20 yıl önce kurdu. Diğer ülkeler denemelerinde başarılı olsalar bile, Silikon Vadisi’ni onlarca yıl geriden takip edecekleri, adil olmayan bir yarışa girmiş olacaklar. Ross bunun yerine, gelişmekte olan ülkelere gelişmekte olan endüstrilerde uzmanlaşmayı ve Amerika’yı yeniden keşfetmemeyi tavsiye ediyor.

Silikon Vadisi dünyada inovasyonun yaşandığı tek yer değil. Birleşik Krallık, Norveç ve İsveç gibi ülkeler de milyar dolarlık çıkışlar yapan ekosistemleriyle övünecek konuma geldiler. Ross’a göre bu ülkelerin Silikon Vadisi’ne rakip olmalarını mümkün kılan şey, gerçekten inovasyon getirebilecekleri alanlara odaklanmaları ve bu alanları gerçek anlamda sahiplenmeleri. Bu tez doğru olabilir fakat eğer doğruysa, Silikon Vadisi’nin beraberinde teknoloji girişimciliğine elitizmi getirdiği de kabul edilmeli.

Gerçekten eşit bir oyun alanı, tüm girişimcilere istedikleri alanda yaratma, geliştirme ve yeteneklerini sergileme şansı sağlamalıdır. Ross’a göre büyük veri gibi teknolojiler yeni ve harika inovasyonların yaratılmasını mümkün kılıyor. Öyleyse, diğer ülkelerin de tüm girişimlere maliyetli yeni teknolojilere erişim sunduğu ortamlar yaratmak istemesi anlaşılır bir ideal olarak algılanmalı. Ross her ne kadar geç olduğunu düşünse de, vadi benzeri bir ortamın getireceği fırsatlara sahip olan yetenekli girişimcilerin, Silikon Vadisi’ndeki meslektaşları kadar büyük inovasyonlar geliştirememeleri ve inovasyon döngüsü başlatamamaları için hiçbir sebep yok. Bu ideale erişmek ve artık kemikleşmiş Silikon Vadisi’nden daha verimli bir ortam yaratmak mümkün. Bunun için girişimci ve yatırımcıların yanı sıra, firmalar, akademisyenler, bilim insanları ve en önemlisi de devletlere çok büyük görevler düşüyor.

Etki yatırımcılığının bugünü ve yarını

Harvard Business Review’a göre, etki yatırımcılığı (pozitif sosyal ve çevresel katkı sağlayacak firmalara yapılan yatırımlar) şu an 60 milyar dolarlık bir hacme sahip ve önümüzdeki 10 yılın sonunda 2 trilyon dolara ulaşacak. Etki yatırımcılığının büyüme gösterdiği aşikar fakat analistlere göre 2 trilyon dolarlık bu değer, küresel yatırımların yalnızca yüzde 1’ine denk gelecek. Peki neden? Yatırım yaparken dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek isteyen insanların sayısının azlığından olmadığı aşikâr. Etki yatırımcılığına dair bilinç arttıkça, bu yatırımların oranı da artacak ve girişimciler dünyayı gerçekten daha iyi bir yer yapma fırsatını yakalayabilecek. Bu durum aynı zamanda gelişmekte olan ülkeler ve onların girişimleri için de birçok avantajı beraberinde getirecektir.

Hangi yatırımların etki yatırımı olarak değerlendirilmesi gerektiğine dair birçok farklı fikir var. Etki yatırımlarını diğer yatırımlardan ayıracak çizgiyi çekmek zor olduğundan, doğal olarak etki yatırımcılığının gerçek hacmine dair kesin rakamlardan konuşmak mümkün olmuyor. Sqeeqee CEO’su Jenny Q. Ta’ya göre, etki yatırımcılığı halihazırda sandığımızdan çok daha büyük bir hacme ulaşmış olmalı.

Etki yatırımcılığı, bir girişimcilik ekosistemine sahip olan tüm ülkeler için dünyayı daha iyi bir yer haline getirme ve aynı zamanda çıkışlar yapabilme ihtimali sunuyor. Tüm bunlar tek potada eritildiğinde ise elimizde küresel girişimcilik ekosistemini ele geçirmeye başlayan elitizmi geriletecek yegâne fenomen kalıyor: Fırsat eşitliği.

Değer ve büyüme

Silikon Vadisi girişimlerinin değerleri diğer birçok ülkedeki girişimlerden fazlayken, büyüme konusunda eksik kalıyor. Gelişmekte olan ülkelerin ekosistemleri ise tam olarak bu eksikliğe odaklanıyor. Bu yıl TEB Özel Bankacılık ana sponsorluğunda gerçekleştirilen sekizinci Startup Turkey etkinliğinin ana odaklarından birinin büyüme olduğunu hatırlatmakta da fayda var.

Çin, Hindistan ve Vietnam üçlüsü başardıklarıyla Türkiye için bu alanda önemli rol modeller oluşturuyor. Örneğin Çin, gelmiş geçmiş en büyük üç halka arzı gerçekleştirdi ve dünyanın en çok kadın milyarderine sahip ülke. Hindistan’ın ise 2,75 milyon yazılım mühendisi yetiştirdiği bilinirken, 2018 yılında bu sayısının yüzde 90 oranında artarak 5,2 milyona ulaşması ve ABD’yi geride bırakması bekleniyor. Vietnam ise yalnızca 10 yılda dünyanın en hızlı büyüyen pazarlarından birisi olmayı başardı. Bu zaman diliminde ülkenin internet kullanıcı sayısı 4 milyondan 40 milyona, akıllı telefon kullanıcıları ise sıfırdan 30 milyona ulaştı. Ülke büyümeye inovasyon da katmak için kendi teknoloji vadisi Saigon Silicon City’yi kurdu.

Bu ülkeler ve başarılı olan diğerleri, geçmişi en fazla 10 yıla dayanan gelişen pazarlara odaklanarak parladılar. Bu da onların “silikon kral”dan çok da geri kalmadıkları anlamına geliyor.

İnovasyondan elitizm çıkarsa eşitlik gelir

Bloomberg’in dünyanın en yenilikçi ekonomileri listesinde ABD sekizinci sıradayken, birincilik Güney Kore’nin oldu. Onu takip eden ülkeler ise sırasıyla şu şekilde Almanya, İsveç, Japonya ve İsviçre.

ABD’nin yedi ülke tarafından geride bırakılması, Silikon Vadisi elitizminin küresel teknoloji manzarasında kendine yer bulamadığını ve inovasyonu baltaladığını gösteriyor. Her ne kadar tek bir Silikon Vadisi olabileceği ve bu vadinin dünyanın tüm teknoloji ihtiyaçlarını karşılayabileceği sanrısı seneler önce baş göstermiş olsa da, dünyanın dört bir yanındaki gelişmeler bunun tam da aksini kanıtlar nitelikte.

Silikon Vadisi yaratmak yerine bundan 50 sene sonra dünya neye kafa patlatacaksa onun vadisini kurmalıyız. Sonuçta H.G Wells’in ünlü sözü “Uyum sağla ya da yok ol” iki tarafı da kesebilir.



Melek Yatırım Platformu