robotlar-ve-isin-gelecegi

Robotlar ve İşin Geleceği

09.02.2016

Robotlar işlerimizi elimizden alacaklar mı? Subjektif varsayımları bir kenara bırakıp Gartner’ın öngörülerine bakacak olursak, sorunun yanıtı evet. Araştırma firmasına göre, 2025 yılına gelindiğinde bugün insanlar tarafından üstlenilen her üç işten bir tanesi yazılımlar, robotlar ve akıllı makineler tarafından yapılacak.

Robotların iş gücüne katılmaları artık yalnızca üretim katındaki montaj hattının makineleşmesi anlamına gelmiyor. Google’ın sürücüsüz otomobili ve insansız hava araçları gibi kabiliyetli makineler yakında kargo teslimatçılarını işlerinden edebilirler.

Robot teknolojileri geleneksel donanım tabanlı robotların ötesine evrildi ve bu evrimin başlatmak üzere olduğu yeni çağ, uçtan uca otomasyonun yaşamlarımızın her alanına girmesini öngörüyor. Yalnızca mavi yakalı fabrika çalışanları değil, sürekli büyüyen teknoloji sektörünün beyaz yakalıları da dahil tüm meslek gruplarını etkileyen etkileri de beraberinde getirecek.

Robotların form ve işlevleri geliştikçe, “robot” kelimesinin anlamı da evrim geçiriyor. İlk anlam, makinenin belli hareket ve işlevleri otomatik olarak yerine getirerek insanı taklit etmesi üzerine kuruluyken, yapay zekanın devreye girmesiyle günümüzde robotların yapabileceklerinin sınırları da bir hayli genişledi. Robot, artık elle tutulan bir nesne değil; insana yardımcı olan görev odaklı veya akıllı, fiziksel ve sanal tüm nesnelerin ortak adı.

IPSoft’un geliştirdiği Amelia veya daha da iyisi Jeopardy şampiyonu IBM Watson gelişmiş yapay zeka uygulamalarının ilk örneklerinden olarak verilebilir. Daha yakın bir döneme dönecek olursak, robot devriminin üçüncü dalgasında insanı taklit eden, görev odaklı çalışan ve bulut üzerinden faaliyet gösteren sanal makineleri görüyoruz.

İkinci Makine Çağı

MIT’den Erik Brynjolfsson ve Andrew McAfee girmek üzere olduğumuz yeni çağa “İkinci Makine Çağı” adını veriyor. Onlara göre bu çağda teknolojik güçler ekonomiyi ve iş dünyasını yeniden inşa edecek; insanlar ise refahlarını garantilemek için makineler ile yarışmayı öğrenmek zorunda kalacaklar.

Çoğu uzmanın makineler ile yarıştan anladığı “birlikte çalışabilirlik”. Yakın gelecekte ekipler hem insanlardan hem de sanal iş gücünün üyelerinden oluşacak. İnsanlar makineler ile dirsek temasında çalışacak ve iş sürecinin kendilerine düşen bitirici kısmını en iyi şekilde tamamlamakla hükümlü olacak.

Sonuçta makine çağından yarar sağlayan yine insan olacak. Ezbere ve tekrara dayalı işler yerine, düşünmeye ve yaratıcılığa dayanan süreçlerde mesai harcayacak. 7/24 çalışabilen robotların iş gücüne katılmaları şüphesiz işletmelere de fayda sağlayacak. ATM’nin veznedarlara, müşterilere ve genel olarak bankacılık işlemlerine yaptığı etki, önümüzdeki dönemde tüm alanlarda yaşanacak.

Makinelerin iş gücüne ve refaha yaptığı etkinin en iyi örneğini günümüzün talep ekonomisi oluşturuyor. Örneğin, eskiden bir yerden diğerine gitmek için taksi durağını arıyor, durak görevlisiyle konuşuyor ve verdiği servis karşılığında nakit ödeme bekleyen sürücü tarafından istediğimiz yere ulaştırılıyorduk. Uber bu süreci akıllı telefon ve kredi kartı desteğiyle hiç olmadığı kadar kolaylaştırdı. Aynı kalan tek şey sürücü ile girilen kişisel etkileşim oldu. Sürücüsüz otomobiller ile direksiyonun başındaki insanın da yerini bir makineye kaptırması an meselesi.

Sürekli iletişim, çok düşük işlem maliyetleri ve müşterilerin istedikleri şeyi istedikleri zaman elde etme arzusu, talep odaklı girişimlerin 2010’dan bu yana 10 milyar dolar yatırım almasını sağladı. Bu alanda faaliyet gösteren 250’den fazla servisin karşıladığı talebin yalnızca insanların görev aldığı operasyonlar tarafından karşılanması ise çok maliyetli ve zor.

Yüksek Üretkenlik Formülü

Talep odaklı girişimlerin şimdilerde başarılı olmaları tesadüf değil. Daha önce aynı işi makineler yerine insanlar ile yapmayı deneyen girişimler, bu iş kolunda çalışan insanları eğitmenin, yönetmenin ve motive etmenin ne denli zor olduğunu gördüler. Robotlarda ise bu sorunların yanı sıra iş kanunlarının getirdiği kısıtlamalar da söz konusu değil.

Servis Otomasyonu: Robotlar ve İşin Geleceği kitabının yazarları profesör Leslie Willcocks ve Mary Lacity, sanal çalışanların iş gücüne katılmasının önemini şöyle açıklıyor: “Kurumsal çalışma sistemi, kayıtsız kalan yapısı, problemlere ve taleplere verdiği doğaçlama tepkileri ile bir hayli kusurlu. Bu sistemlerin başarısızlığında çoğunlukla insanlar rol oynuyor. Teknolojinin yaptığı ise yüksek üretkenliği doğuran süreç, teknoloji ve insan arasındaki ilişkiyi yeniden ele almak ve iyileştirmek.”

İnsanlar ile robotların sorunsuzca birlikte çalışacağı gerçeklik çok uzak değil. Donanım ve yazılımın oluşturacağı iş gücü, insanın kısıtlı şekilde ulaşabildiği dijital kabiliyetleri bir araya getirmenin yegâne yolu gibi görünüyor.

60’larda otomobil endüstrisinde başlayan ilk makine çağı, verimliliği, esnekliği, kaliteyi ve güvenliği artırarak insanlığa katkı sağladı. İkinci çağda ise robotlar sanal iş gücü formunda 21. yüzyılın rutin işlerini üstlenerek insanın kritik süreçlerde rol almasını ve daha da ileriye gitmesini mümkün kılacak.

Melek Yatırım Platformu