robotlar ve istihdamın geleceği

Robotlar işlerimizi alacaklar fakat yerlerine yenilerini getirecekler

26.05.2016

İlk Roomba robotun kendi kendine evimizi temizlemeye ve Siri’nin en yakındaki eczaneyi tarif etmeye başladığı günlerden bu yana, robotlar ve yapay zekalar bir hayli yol kat etti.
Artık otomobiller kendilerini sürebiliyor, robotlar pizza teslimatı yapabiliyor. Değişimin başladığı şüphesizken, ne denli dönüştürücü bir etkiye sahip olduğunu idrak etmek için, Oxford Üniversitesi’nin 2013 yılında yayınladığı araştırma makalesine bakmak yeterli: Araştırmacılara göre, dünyadaki istihdamın yarısı önümüzdeki 20 yılda makineler tarafından üstlenilecek.

İstihdamın Geleceği isimli araştırma, ulaşım, lojistik ve idari işleri otomasyona karşı en savunmasız alanlar olarak gösterirken; robotların öğretmenlerin, tercümanların ve seyahat acentası çalışanları gibi aracıların yerini almasının an meselesi olduğu görüşünde.

Birçok fütürist ve ekonomist, istihdamın yok olma ihtimali göz önünde bulundurarak işin olmadı bir gelecekten bahsediyor. Öngörüleri ise iki farklı gelecek tablosunu gözler önüne seriyor: İnsanların gelir sahibi olmadığı ve gelir eşitsizliğinin had safhaya ulaştığı bir distopya ve devletlerin insanlara gelirlerini dağıttığı ve bu sayede daha yaratıcı, verimli ve doyumlu yaşamlar sürmelerini sağladığı bir ütopya.

Ortaya atılan senaryoların gerçekleşme ihtimallerini bugünden kestirmek henüz pek mümkün değilken; üçüncü bir ihtimal daha ortaya atılıyor: İş gücüne katılan robotlar, yeni nesil iş kollarının ihtiyaç olarak doğmalarına ön ayak olabilirler. Bu senaryoya göre, robotlar yalnızca işlerimizi almayacaklar, aldıkları yerine yenilerini yaratacaklar. 

Teknolojinin kısa tarihi ve Luddite’ler

Teknolojinin dört nala bir hızla gelişim gösterdiği günümüz, büyük teknolojik dönüşümlerden etkilenen ilk çağ değil. Tekerleğin icadından matbaanın keşfine, insanlar tarih içerisinde sürekli olarak yeni teknolojiler geliştirdi ve bunların oluşturduğu yeni kültürlere adapte oldu. Teknolojik gelişmelerin çıkış noktası en geniş anlamda hayatı kolaylaştırmak olduğundan, yeni teknolojilerin işçileri nasıl etkileyeceği de sürekli bir endişe sebebiydi.

Teknolojik gelişmeler yeni endüstriler, işler ve yaşam tarzları ortaya çıkarıyor. 1440’da matbaanın keşfi, kitapların seri üretilmesini mümkün kıldı ve akabinde kitapları yazacak, taşıyacak, satacak kişilere ihtiyaç doğdu. Matbaaların artmasıyla baskı maliyetleri düştü ve insanlar bu sayede ilk gazetelere kavuştu. Basılı medya katipleri işinden etti belki ama bunun yerine yazarlara, grafiklere, renk ayrımcılarına ve hatta karikatüristlere yeni iş kolları açılmış oldu.

Daha yakın bir tarihe bakmak gerekirse, tarım ve tekstil alanlarını ele alabiliriz. Washington Post, 1800’lerde Amerikalılar’ın yüzde 80’inin tarlalarda çalıştığını, bugün ise yalnızca yüzde 2’sinin tarım işçisi olduğuna dikkat çekiyor. Tarımda makineleşme, bu alanda insan gücüne duyulan ihtiyacı azaltmış olabilir fakat istihdamda kapatılamaz açıklar yarattığı söylenemez. Ayrıca makineler sayesinde tarla işlerinin çok daha kolay ve verimli hale geldiğini de görmezden gelemeyiz.

Aynı şekilde, tekstil endüstrisi de köklü teknolojik değişimlere maruz kaldı. Endüstri Devrimi beraberinde, tekstil üretiminde iş gücüne duyulan ihtiyacı azaltan elektrikli dokuma tezgahlarını ve diğer mekanik araçları getirdi. Ünlü Luddite’lerin hikayesi de bu makinelerin fabrikalara girişiyle başlar.

Teknolojik gelişmelerin kendilerini işlerinden edeceğinden endişelenen bir grup tekstil işçisi ve kendi işinde çalışan dokumacılar, İngiltere’de tekstil makinelerini protesto ettiler. Protestoları öyle şiddetli bir hal aldı ki, makineleri yakmaya başladılar ve isyan başlattılar. Askeri kuvvetle bastırılan bu başkaldırının üzerinden iki yüzyıl geçti ve Luddite bugün İngiltere’de yersiz endişelenerek hata yapan kişiler için kullanılan bir takma isim oldu.

Geleceğin ipuçları, geçmişin yaşanmışlıklarında yatıyor. Robotların gelecekte insanların bugün yaptığı işlerin birçoğunu yapacağı ve bunun insan istihdamına etki edeceği bariz. Fakat tarih bize, bu durumun insanlar için yapacak hiçbir şeyin kalmayacağı anlamına gelmediğini hatırlatıyor.

Geleceğin insan işleri

Geleceğin işlerinin neler olacağına dair bir anlayış kazanmak için robotların zayıf ve insanların güçlü yanlarına bakmak yeterli. 

Robotlar hâlâ müzakere ve ikna gibi karmaşık görevleri yerine getirecek kabiliyete sahip değilken, yeni fikirler geliştirme yetenekleri de sorun çözme yetenekleri kadar göz kamaştırıcı değil. Bu da, yaratıcılık, duygusal zeka ve sosyal yetenekler gerektiren işlerin yakın zamanda robotlar tarafından üstlenilemeyeceği anlamına geliyor.

Teknoloji olması gerektiği gibi çalışırken her şey harikayken, teknolojinin her zaman bu şekilde sorunsuz işlemediğini biliyoruz. Dünyanın en ileri teknoloji firmaları bile hâlâ destek hatlarını tamamen insansızlaştırmadılar çünkü teknolojide bir şeyler yolunda gitmediğinde bunu gidermek için insana ihtiyaç duyuluyor.

Makineler ile uğraştığımız sürece, onları bilen insan gücüne ve yetkinliğine ihtiyaç sabit kalacak. Makinelerin hataları vardır, güncellemelere ve yeni parçalara ihtiyaç duyarlar. Makineleşmeye ve otomasyona daha çok bel bağladıkça, bunların bakım ve onarımından sorumlu insanlardan da daha fazlasına ihtiyaç duyacağız.

Bu çok yabancı bir durum değil. IT departmanlarının doğuşu, artık iş yaparken dijital teknolojilerden daha fazla yararlanmamız sayesinde gerçekleşti. Ağ yöneticisi, saha hizmeti teknisyeni ve web geliştiricisi gibi unvanlar bundan 30 yıl önce yoktular.

Teknoloji yalnızca yeni departmanlar ve bu departmanlara istihdam yaratmıyor; başlı başına yeni sektörleri ve iş kollarını da hayata geçiriyor. 

Ortaya çıkacak yeni istihdam fırsatlarının bilim, teknoloji, mühendislik, matematik, nanoteknoloji ve robot teknolojilerinde yoğunlaşması bekleniyor. International Federation of Robotics tarafından 2011 yılında yayınlanan bir araştırma, bir milyon endüstriyel robotun, 3 milyon insan için istihdam yarattığının altını çiziyor. Araştırmada incelenen altı ülkeden beşinde, robotların iş gücüne katılmasıyla işsizlik oranında ters orantılı bir ilişki saptandı.

Aynı araştırma, doğrudan robotlar sayesinde istihdam yaratacak sektörleri otomotiv, elektronik, yenilenebilir enerji, robot teknolojileri ve yiyecek-içecek olarak sıralıyor. Şayet bu öngörüler doğruysa, gelecekte iş bulmak isteyen herkesin mühendis olması gerekmeyecek.


Melek Yatırım Platformu