girisimler-egitim-devrimini-baslatti

Girişimler Eğitim Devrimini Başlattı

28.01.2016

Eğitim psikoloğu Benjamin Bloom, 1984 yılında yeni bir öğretim tekniğine dair gerçekleştirdiği bir araştırma yayınladı. Günümüzde Bloom’un 2 Sigma Problemi olarak anılan metot, Vikipedi tarafından şöyle özetleniyor: “Tam öğrenme tekniği ile birebir özel ders verilen ortalama öğrenci, geleneksel eğitim metotlarına tâbi tutulan öğrencilerden iki ana sapma gösterdi. Öğrenci, kontrol grubundaki öğrencilerin yüzde 98’inden daha başarılı oldu.”

Geriye kalan öğrencilerin (yüzde 98), birebir ve tam öğrenme teknikleriyle eğitildiklerinde ilk öğrenci kadar başarılı oldukları görüldü. Bloom bundan yola çıkarak, öğrencilerin başarılı olması için birebir eğitimin ve tam öğrenme tekniklerinin kullanılmasının gerekliliğini ortaya koydu.

Tam öğrenme, öğrenci bir konuda ustalaşana kadar eğitmenin onunla birlikte çalışmasını ve bir sonraki konuya geçilmemesini içeren bir eğitim yaklaşımı. Bu teknik, küçük sınıflarda veya birebir eğitimde kullanılabiliyor.

Bloom, birebir eğitimin daha verimli olduğunu fakat 1984 şartlarında bunun geniş kitlelere uygulanmasının maliyetli olduğunu belirtiyor. Bloom şöyle yazıyor:

Özel eğitim süreci, çoğu öğrencinin ileri seviye öğrenme potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. Araştırmanın en önemli görevinin, bunu daha pratik ve gerçekçi şartlarda uygulamanın yollarını bulmak olduğuna inanıyorum. Birebir eğitim süreci, birçok topluluğun büyük ölçekte altından kalkamayacağı kadar maliyetli.

Bloom, bu zamana kadar keşfedilen en verimli eğitim şeklini deneysel doğrulanabilirlik ilkesiyle sabitlemiş olsa da, dönemin şartları bunun geniş kitlelere uygulanmasını imkansız kılıyordu. İşte “problem” buydu. Fakat artık devir değişti…

2 Sigma Problemi’ni çözmek

Geride kalan beş yılda birçok girişim “çevrimiçi eğitim” hizmetleri geliştirdi. Thinkful, yapılandırılmış çevrimiçi eğitim programını 2012’de hizmete sunarken, AirPair ve HackHands ise talep üzerine eğitim ihtiyacını 2013’te karşılamaya başladı.

Udacity 2013 yılında çevrimiçi programlarına “koçları” eklerken, Pluralsight HackHands’i satın aldı ve Udemy bu yılın başında CodeMentor ile iş birliğine gitti. Tüm bu hizmetler, teknolojinin gücünü kullanarak birebir eğitim ve tam öğrenme tekniklerini geniş kitlelere ulaşılabilir kılmayı ve dolayısıyla 2 Sigma Problemi’ni çözmeyi amaçlıyor.

Video konferans, eğitmen ile öğrenci arasında gerçek konumlarını göz ardı eden bir akıcılık yaratıyor. Uzaktan video konferansın denkleme girmesi, coğrafi konumun sınırlayıcılığını ortadan kaldırıyor ve dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar doğru öğrenci ile doğru eğitmen birbirlerine bağlanabiliyor.

Dersliğin beraberinde getirdiği sınırlılıkların ortadan kalkmasıyla, öğrenciler ders materyallerini kendilerine en uygun tempoda tüketebilme şansına da sahip oluyorlar. Bu sayede eğitmenler, halihazırda materyali almış ve çalışmış öğrencilerine birebir tam öğrenme tekniğini ve onlara özel oluşturduğu eğitim yaklaşımlarını sergileyebiliyor.

“Çoğu öğrenci ileri seviye  öğrenme kabiliyetine sahip”

Mevcut eğitim sisteminin teknoloji ile girdiği sığ etkileşim, öğrencinin bir konu hakkındaki yetkinliğinin hâlâ sınav metoduyla ölçülmesini zorunlu kılıyor. Bloom’un gösterdiği yolda ilerleyen girişimlerin sunduğu eğitim hizmetleri ise eğitmenlere öğrencilerinin gelişimlerini “gerçekten” gözlemleme kabiliyeti sunuyor. Her ay sınav yapmak yerine, eğitmenler öğrencilerinin konu ile etkileşimini ve gelişimlerini gerçek zamanlı olarak kavrayabiliyor. Bu süreçten elde ettiği bilgileri, tam öğrenme tekniğini gerçekleştirmek amacıyla öğrencisine en uygun eğitim metodunu belirlemek için kullanabiliyor.

Planlama, mesajlaşma ve takip gibi lojistikleri otomatikleştiren araçlar, eğitmenlerin bir sınıf dolusu öğrenciyle çalışırken, aynı zamanda tüm öğrencilerine özel ilgi gösterebilmesini mümkün kılıyor. 

Bloom’un araştırması, öğrencilerin öğrenme kabiliyetlerinin eğitmenin yaklaşımıyla güçlü bir ilişki içinde bulunduğunu ortaya koyuyor. Yani hangi öğrencinin kavrama yeteneğine “sahip olduğunu” anlamaya çalışmak pek de mantıklı değil. Kalabalık bir sınıfta eğitim gören vasat bir öğrenci, birebir tam öğrenme tekniğine geçirildiğinde ortaya çıkacak sonuçlar Bloom tarafından gözler önüne serilmişti. Teknolojiyi kullanarak eğitmenin erişimini artırmak, bu sonuçları günümüzün şartlarında mümkün kılmanın tek yolu gibi görünüyor. 

Eğitimde dönüm noktası

Bloom’un çalışması, ortalama öğrencilerin yüzde 90’ının, geleneksel eğitim metotlarıyla eğitilen en başarılı 20 öğrenciye eriştiği bir yöntemi gözler önüne seriyordu. Daha güncel bir araştırma da benzer sonuçlara ulaştı. 2004 yılında Harvard Üniversitesi’nde gerçekleştirilen çalışmada, birebir eğitilen matematik öğrencilerinin, diğer standart eyalet matematik testi sonuçlarının diğer öğrencilerden 200 kat daha yüksek olduğu görüldü. Tüm bilimsel kanıtlar, Bloom’un 2 Sigma Problemi’nin Sokrates’ten bu yana eğitimde yaşanan en büyük dönüm noktası olduğuna işaret ediyor.

Bloom’un yönteminin sonuçları kesinlikle nefes kesici fakat asıl sorun bunun nasıl geniş kitlelere uygulanabileceği. Halihazırda gerçekleştirilen bilimsel deneyler, küçük denek grupları ile gerçekleştirildiler ve amaçları yöntemin verimliliğini sınamaktı. Eğer Bloom’un yöntemini, işlevini yitirmiş mevcut eğitim sisteminin yerine getirmek istiyorsak, önce onu geniş kitleler için nasıl mümkün kılacağımızı düşünmeliyiz.

Girişimlerin ve üniversitelerin başını çektiği çevrimiçi eğitim programları, Bloom’un saptadığı birçok problemin üstesinden gelirken, dijital ortamların birebir eğitim ve tam öğrenme tekniklerinin verimliliğini azaltan yanları söz konusu.

Örneğin EdX ve Coursera gibi dev açık çevrimiçi eğitim programları, öğrencilerin sürekli etkileşimini sağlayamıyor ve kalıcı bilgi verme konusunda sorunlar yaşıyor. Öğrenciyi fiziksel bir sınıfa sokmamak, öğrencinin öğrenim ile etkileşimini düşürüyor olabilir.

ABD Eğitim Bakanlığı, çevrimiçi eğitimin yüz yüze geleneksel eğitim ile eş değer verimlilikte olduğunu fakat en iyi yöntemin ikisinin birleşiminden ortaya çıktığını belirtiyor.

“Sokrates’ten bu yana eğitimde yaşanan en büyük dönüm noktası”

Son dönemde gerçekleştirilen deneysel çalışmalar, çevrimiçi ve birebir eğitim ile geleneksel sınıf tekniklerini birleştirmeyi amaçlıyor. Sonuçlar, melez tekniklerin onu oluşturan parçalardan daha verimli olduğunu gösteriyor.

Bu alanda hâlâ çok çalışılması gerekiyor. Bloom’un araladığı kapıdan gördüklerimiz, eğitim sisteminin mükemmelleştirilebileceğini gösteriyor. Girişimler çevrimiçi eğitimi teknoloji ile daha da geliştirerek, her insanın potansiyelini ortaya çıkaracak teknikler geliştirme yolunda çalışmaya devam ediyor.

Kuluçka merkezleri öncü olabilir

Eğitim devrimini gerçekleştirme misyonu girişimler tarafından üstlenildi. Burada bir ironi yatıyor. Fikirlerini gerçeğe dönüştürmek isteyen girişimcileri eğitmek üzere kurulan kuluçka merkezleri, mekan bağımlı geleneksel eğitim ile birebir mentorluk tekniklerinin melezini benimsiyor.

GEM Küresel Raporu’na göre dünyada 300 milyon civarı girişim var ve her yıl 100 milyon civarı yeni girişim kurulurken, 100 milyonu da batıyor. Kuluçka merkezleri, geleneksel eğitim yöntemleri ve onun beraberinde getirdiği sınırlılıklar sebebiyle, her yıl yalnızca birkaç milyon girişimi destekleyebiliyor. Geriye kalanlar ise girişimcilik serüveninde yalnızca kalıyor ve istatistiklerin de işaret ettiği gibi çoğunluğu batıyor.

Eğer gerçek bir devrimden bahsetmek istiyorsak ve bunu girişimlerin gerçekleştirmesini bekliyorsak, öncelikle Bloom’un bizlere öğrettiklerini daha fazla girişimciyi desteklemek için kullanmalıyız. Bu ancak ve ancak kuluçka merkezlerinin yeni nesil öğretim tekniklerini benimsemesiyle ortaya çıkarılacak zincirleme reaksiyon ile mümkün olabilir. Girişimler dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar en iyi mentorlara erişerek yukarıda bahsettiğimiz verimli tekniklerle eğitilirse, batan girişim sayısının azalması ve en nihayetinde 300 milyonda çakılı kalan girişim sayısının artması mümkün kılınabilir. 

Çevrimiçi öğretimde bir ile 100 öğrenciye eğitim vermek arasında kaynaklar açısından dramatik bir fark yaşanmıyor. Kuluçka merkezleri yine seçtikleri yıldız girişimlerine ofis alanı, tohum yatırımı ve yatırımcı görüşmeleri gibi özel avantajlar sunabilirler fakat benimsedikleri “her şey girişimciler için” mottosu artık mekansal sınırlılıkları aşmalarını ve fırsat eşitliği yaratmalarını gerektiriyor. 


Melek Yatırım Platformu