bankacılık,dijitalleşme, coin
bankacılık,dijitalleşme, coin

Banknotlara Veda

28.02.2017

Bankanın ve toplumun dijitalleşmesi üzerine gerçekleştirilen tartışmalar, nakit paranın olmadığı bir toplum fikrini ortaya çıkarıyor. Fakat banknotların varlığı alışveriş alışkanlıklarımızdan çok daha fazlasında rol oynuyor. 

Nakit para bir yandan yolsuzluk, kara para aklama ve çeşitli yasa dışı aktivitelerin aracıyken, öte yandan tüketimin anonim kalmasını sağlıyor. Kimilerine göre, banknotların sağladığı anonimliğin yitirilmesi George Orwell’in ön gördüğü gibi bireysel özgürlüklerin her açıdan kısıtlandığı toplumsal düzenlerin gerçekleşmesini mümkün kılabilir.

Günümüzde hayatın her alanını dönüştüren dijitalleşme hareketi, nakit paranın olmadığı bir toplum yaratma yarışını da başlatmış durumda. İsveç bu konuda birçok somut adım atarken, Avusturya ve Almanya gibi ülkelerde ise banknot hâlâ ana araç olma unvanını koruyor.

Bankalararası Kart Merkezi’nin sağladığı verilere göre, Türkiye’de banka kartları ve kredi kartları ile 2016’nın kasım ayında toplam 50,7 milyar TL’lik ödeme yapıldı. Bu tutarın 46,3 milyar TL’si kredi kartları ile yapılırken 4,4 milyar TL’sinde banka kartları kullanıldı. Buna göre önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı banka kartı ile ödemelerde %34, kredi kartı ile ödemelerde ise %13 oldu.

Alışverişlerin üçte birinin nakit parayla yapıldığı ABD’de dahi nakit kullanımında düşüş yaşanıyor. Fakat aynı zamanda kullanılan nakit paranın miktarı artıyor. Bundan 40 yıl önce ülkede 80 milyar dolar nakit sirküle olurken, bugün 1,5 trilyon dolar ile 20 kat artmış durumda. Dolaşımdaki 100 dolarlık banknotların diğer banknotlara oranı 70’lerin ortasında yüzde 25 olarak kaydedilirken; ABD Merkez Bankası günümüzdeki oranın yüzde 80 civarında olduğu belirtiyor.

Bu değişimlerin bariz açıklaması ise enflasyon. Ekonomist yazar Kenneth Rogoff, dünyanın nakit para içinde yüzdüğünü ve bunun insanları hem daha fakir hem de daha az güvende kıldığını düşünüyor. Birçok finans kuruluşu tarafından ödüllere layık görülen kitabı The Curse of Cash’te bunun yalnızca bir Amerikan fenomeni olmadığını, aksine yoğun olarak kullanılan tüm para birimlerinin sorunu olduğunu iddia ediyor. Nakit paranın yasa dışı ekonominin ana aracı olduğunun altını çizen ekonomistin çözümü ise büyük banknotların tedavülden kaldırılması.

Hindistan hükümeti, Rogoff’un tezine katılıyor olsa gerek; geride kalan yılın kasım ayında yalnızca birkaç saat öncesinden yapılan bir açıklama ile tüm 500 ve 1000 rupilik banknotları tedavülden kaldırdı. Ülkede sirkülasyonda olan nakit paraların yüzde 86’sını oluşturan banknotların birden kaldırılması halk arasında panik yaratırken; nakit odaklı karaborsanın ve yasa dışı ekonominin elindeki büyük rezervlerin bir anda erimesini sağladı.

Hindistan’ın hızlı tedavülden kaldırma hamlesi uygulanış açısından bir takım sorunlar ve zorluklar yaratmış olsa da, birçok ülke benzer hamleleri daha iyi şekilde uygulamayı planlıyor. Avrupa Merkez Bankası 2018 yılında 500 euro’luk banknotu tedavülden kaldırmaya karar verirken, İsveç 2013 yılında benzer bir hamle yaparak kayıt dışı ekonomiye darbe indirmişti. 

İsveç’in 50 ve 1000 krona’yı değiştirmesi büyük yankı uyandırmadı çünkü ülkede nakit para çok az kullanılıyor. Öyle ki, İsveç Merkez Bankası’na göre 2015 yılında ülkedeki harcamaların yalnızca yüzde 2’si nakit para ile gerçekleştirildi. Norveç’te ise bu oran yüzde 3’ün altında. Bu veriler, İskandinav ülkelerinin en az yolsuzluğun yaşandığı yerler oldukları gerçeğiyle bir araya getirildiğinde, Rogoff’un tezinin haklı olabileceği bir kez daha anlaşılıyor.

Şeffaflık timsali olmayı başaran bu ülkelerden Norveç, dünyanın en verimli ödeme altyapılarından birine sahip. Sofistike dijital altyapılar, kart ödemelerini maliyetsiz hale getirerek, müşterilerin ve tüccarların en küçük satın almalarda dahi kartla veya dijital ödemeler yapabilmelerini sağlıyor.

Nakit parayı ortadan kaldırmak toplumumuzu bir gecede Orwell-vari bir yapıya büründürmeyecektir fakat teorik olarak otoritelere vatandaşlar üzerinde büyük bir kontrol sağlama ihtimali göz ardı edilemez. 

Günümüzde büyük bankalar, ödemeleri tamamen dijitalleştirirken kişisel özgürlükleri tehlikeye atmamanın yollarını bulmak için blok zinciri teknolojisi üzerinde çalışıyor. Buna karşı geliştirilen karşı argümanların başında, ulusal para birimlerinin dijital temsillerinin anonimliği sağlamayacağı gelirken; Norveç Merkez Bankası bunun bir yolunu bulmaya kararlı görünüyor.

Fiziksel banknotu elektronik bir temsili ile değiştirdiğinizde, bireylere seçtikleri takdirde anonimlik sağlayabilmek için blok zincirinin tamamen merkezsizleşmiş kılınması gerekiyor. Blok zinciri sisteminde değerler adreslerde tutulur ve kullanıcılar bu değerlerin kontrolünü sağlayan adreslere giriş anahtarına sahiplerdir. Gelgelelim, merkezsizleştirme fikri dile kolay. Daha teori aşamasında bir takım çelişkiler ile karşılaşılıyor. Örneğin insanlar merkez bankası tarafından tedavüle sokulan dijital para birimini kullanmak istediğinde, ağdaki herkesin gizliliğinin sağlanması gerekiyor. Fakat tam da bu noktada, sağlanan gizliliğin yasa dışı faaliyetlerin gerçekleştirilmesine olanak tanıyacağı argümanı sunuluyor. 

Fiziksel banknotlardan kurtulmak suçu engelleme açısından iyi bir fikir gibi görünürken, henüz öngörülemeyen ve pratikte ortaya koyacağı sonuçların titizlik ile ele alınması gerekiyor. Modern yaşam eskisi gibi nakit etrafında şekillenmiyor olabilir fakat banknotlara elveda demeden önce bireysel özgürlükleri tehlikeye atmayacak verimli sistemler geliştirilmesi ihtiyacı gün gibi ortada.



Melek Yatırım Platformu